Leyla KENT. Yazar, Seyyah Leyla Kent
banner
banner
banner
HOŞ GELDİNİZ!

Yazar, Seyyah Leyla Kent, Leyla Kent

Aşağı Kaydır
Leyla KENT. Yazar, Seyyah Leyla Kent
Leyla KENT. Yazar, Seyyah Leyla Kent
Kitap Yazarı
  • Email:
    kentleyla@yahoo.com
  • Adres:
    İstanbul / Maltepe

16.06.2023

Leyla KENT. Yazar, Seyyah Leyla Kent

GÜNEY HİNDİSTAN SEYAHATİ; TAMİL NADU EYALETİ

Sabah kahvaltısından sonra 5 saat sürecek Theni'ye doğru yolculuğa başladık. Theni, Tamil Nadu eyaletinde bir kasaba.

Dikkatimizi çeken güneye doğru gidildilçe yollarda inek görülmüyor. Rehberimiz bu arada bizi bilgilendiriyor. Kerala eyaletinin % 47 si Hindu olduğu halde dana kesmek, dana eti yemek serbest. Serbestliğin sebebi eyaletin Komünistlerin idaresinde olması. Kuzey eyaletlerde ise inekler yollarda serbestçe geziyor, kesmek ise kesinlikle yasak. Şayet bir trende ya da bir otobüste bir Hintli inek eti yerse öldürülmeyi göze alıyor demektir.

Hindistanla ilgili bir bilgi daha vermek istiyorum. Hindu ve Müslüman aileler genelde ataerkil iken, Hristiyanlar ise evlenince evden ayrılıyorlarmış.

Hindistan da iki yerde toprak reformu yapılmış. Bunlardan biri de Kerala eyaletidir. Bu toprak reformları sırasında Hristiyanlar daha çok toprak almışlar. Daha zengin, daha büyük evlere sahip olmuşlar.

Bu arada kauçuk ağaçları dikkatimizi çekiyor. Gövdelerinin alt kısımlarını çizmişler. Kış aylarında 6 ay boyunca bu çizilen yerden kauçuk alıyorlarmış. Çizilen yerin tam altına kap koymuşlar, kabın üzerini de yağmur sularından korumak için sıkıca naylonla kapatmışlar. Bir ağaçtan 35 yıl verim alınıyormuş, sonra da bu ağaçları kesiyorlarmış.

  

Rehberimiz ilginç bir bilgi daha verdi. Hindular ilk önceleri inek eti yiyorlarmış. Daha sonraları yememe adeti çıkmış.

Şimdi çay bahçelerinin olduğu yerden geçiyoruz. Çayın aralarına gümüş meşe ağaçları dikilmiş. Burada da her taraf orak-çekiçli bayraklarla donatılmış.

Nihayet otelimize geldik ve bambu ağaçlarıyla tavanları yapılmış odalarımıza yerleştik. Odalarda televizyon yok. Her tarafta daha önceden isimlerini duyduğumuz buralara özgü ağaçlar var.

        

Ortam yemyeşil, bu yeşilliğe kuşlar sesleri ile renk katıyorlar. Böylesine güzel bir ortamda yemeklerimizi yedik. Şuna karar verdim ki tatlıları yemeklerinden çok daha güzel.

Yemekten sonra Milli bir park içinde yer alan eşsiz bir manzaraya sahip Periyar gölüne doğru yola çıktık. Tam göle yakın indiğimizde bizi sevimli, şirin maymunlar karşıladı. Hepsi çok açlar. Birisi (muhtemelen turistlerden biri) bir cips paketi vermiş. O cips için birbirlerine girdiler. Cips paketi parçalandı. Sonun da içindekileri elleri ile sağlı sollu yemeğe başladılar. Maalesef yanımda yiyecek bir şey olmamasına üzüldüm. Gerçi rehberimiz sürekli maymunları yanınıza yaklaştırmayın ısırabilirler. Isırırlarsa kuduz aşısı olmanız gerekir diye uyarıyor.

 

Maymunları arkamızda bırakıp iki katlı tur teknesine bindik. Teknede hepimize can yelekleri giydirildi. Dikkat edin teknenin geçtiği yol üzerinde sağlı, sollu ağaçların arasında aslan, kaplan gibi yabani hayvanları görebilirsiniz denildi ama maymunlardan başka bir şey göremedik. Yani hayal kırıklığına uğradık.

Tur bitip tekneden indikten sonra bir baharatçı dükkanına gittik. Ben kahve ile çay aldım diğer arkadaşlar ise buraya özgü zerdeçal, zencefil, kakule gibi bitki tozlarından aldılar. Sonra otelimize döndük.

Otelimizde de bu baharatlar ile yine oraya özgü sabun ve krem satan dükkandan da sandal ağacı sabunu aldım. Rehberimiz odalarımızın penceresini açmamızı çünkü içeriye maymun girebileceğini söyleyerek bizleri uyardı.

Sonra Hint müziği eşliğinde akşam yemeğimizi yedikten sonra odalarımıza çekildik. Günün yorgunluğu ile kuş sesleri arasında uykuya daldım. Tam sabah namazı vakti bir sesle uyandım acaba ezan mı derken, ezan olduğunu anladım fakat okunan ezan farklı bir makamda okunuyordu.

Sabah kahvaltı yaptıktan sonra erkenden Tamil Nadu eyaletinin üçüncü büyük şehri Madurai gitmek üzere yola çıktık.  

Şimdi bir baharat bahçesindeyiz. Bahçesinde Türkiye'de tohumlarını gördüğümüz kökeni Hindistan olan baharat bitkilerini görmek insanı heyecanlandırıyor. Bahçede ilk önce dikkatimi çeken biber ağacını gördük. Kasım ayında toplanandan yeşil biber, mayıs ayında toplanandan kahverengi kara biber elde ediliyor.

Meyveleri gövdesinin dibinde olan Cardamom (Kakule) ağacının sarımsı, kirli beyaz meyvelerinden tattım. İlk önce tatlımsı bir tat alıyorsunuz sonunda dilde hafif bir uyuşma bırakıyor.

Hemen karanfil ağacı, papaya ağacı, Nescafe’nin yapıldığı Robutsa, daha küçük boyda Arabic coffee ağaçları dikkatimi çekti.

Yanında Tarçın ağacı bütün güzelliğiyle duruyor. Yaprakları çok güzel tatta. Bu tat tatlılarda kullanılıyormuş. Ağacın gövdesinden de kabuk tarçın elde ediliyor.

Diğer bir tarafta karın ağrısında kullanılan muskat ağacı, kökü inflamasyonu ve ödemi önlemek için kullanılan zerdeçal, yine kökü mide ve bağırsak enfeksiyonları için kullanılan zencefil, Vanilya ağacı, ilk önce Meksika’dan, Madagaskar’a oradan da buraya gelen Henna(kına) ağacı, Yuca ağacı, kakao ve Hindistan cevizi ağaçlarının yanında muz ağaçları mevcut. Muzları kurutup cips yapıyorlarmış.

Hayran kaldığımız bahçeden ayrılıp otobüsümüze bindik. Rehberimiz Hindistan hakkında bizi bilgilendirmeye devam ediyor.

Burada evlenmeye % 80 aileler karar veriyor. Hindu dininde boşanma yok ama kanunen var. Hindular aynı kasttan olanlarla evlenebiliyorlar. Yani kastlar arası evlenme mümkün değil. Evlenmek için kanunen kadın en az 18, erkek ise en az 21 yaşında olmak zorunda.

Bu arada bulunduğumuz kasım ayından ocak ayının ortasına kadar Hindular buranın büyük tapınaklarına hacı olmak için geliyorlarmış.

Şu anda önemli ölçüde Müslüman nüfusa sahip Kerala eyaletinden çıkıp % 87 si Hindu olan Tamil Nadu eyaletine giriyoruz. Belli başlı 22 dilin konuşulduğu Hindistan’da, Kerala eyaletinde Malayalamca konuşuluyorken Tamil Nadu eyaletinde ise Tamilce konuşuluyor. Tamil Nadu, Kerala’dan daha yoksul görünüyor.

   

Yolda, mobilya yapımında kullanılan Tik ağaçları gözümüze çarpıyor. Tik ağacı üzerinde haşere ve kurt barındırmayan, dayanıklı kıymetli bir ağaç.

Tam bir yiyecek dükkanının önünden geçerken dükkanın önünde bir farenin sırtüstü hareketsiz yattığını gördüm. Fare acaba ölümü yoksa yatıyor mu derken insanların gayet rahat yanından geçmesi beni şaşırttı.

Yola devam ediyoruz. Büyük bir ağaca rastladık. Ağacın özellikle üst kısmında yüzlerce yarasa vardı. Bu ağaç Buda’nın altında dinlendiği aydınlanma, bilgelik ağacı. Hemen otobüsten inip ağacın fotoğrafını çekmek istedik ama yarasaları kaçırdık, maalesef fotoğraf çekemedik.

Biraz ilerde pirinç tarlası olduğunu düşündüğüm bir su birikintisinde balıkçıl kuşları ile hem öküz hem de modern tarım aleti traktörle tarım yapan insanların birlikteliği dikkat çekiyor.

Yolun devamında 4-5 yıldır yapılan bir uygulama ile evlenecek kişilerin ailecek fotoğraflarını yayınladıkları reklam panoları karşımıza çıktı. İlginç geldi.

Şimdi Madurai’ye girdik. 1.5 milyon nüfuslu 2500 yıllık bir şehir. Okur, yazarlık oranı Kerala eyaletinde % 94 iken burada ise % 82.

Thirumalay Nayakkar sarayına geldik. Nayakkar krallığı zamanında 1636 yılında yapılmış. Buraya özgü dravidian mimari tarzında, Hint ve İslam mimari tarzının bir karışımı olarak yapılan sarayda kubbeler tam anlamıyla İslam mimari tarzında inşa edilmiş.

Sarayı gezdikten sonra hep beraber muhteşem olduğu söylenen Meenakshi (balık gözlü) tapınağına gitmek üzere yola çıktık. Tam şehrin göbeğinde, dükkanların bulunduğu alışveriş merkezinde yapılan bu tapınak bir tanrıça için yaptırılmış. Tamil halkı için önemli bir tapınak Binanın üzerindeki yüzlerce heykel hemen dikkat çekiyor. Hintlilerin binlerce tanrısı var. Ben içeri girmedim. Giren arkadaşlar tapınağın içinin tanrı ve tanrıça heykelleri ile dolu olduğunu söylediler.

Yollarda çok az da olsa Müslüman olduğunu düşündüğümüz insanlara rastlıyoruz. Aslında onlar için çok üzülüyorum. Bütün bu putperestlerin içinde yaşamak zorundalar. Ama tabii ki büyük bir sevap kazanıyorlar.

Arkadaşım Aydan’la rehberimizin tavsiyesi üzerine halı, şal, hediyelik eşya satan bir dükkana gittik. Dükkan da satış yapanlar Keşmir’den gelmiş Müslümanlardı. Birinin adı Zübeyr, diğerinin adı Hüseyin’di. Bu genç Hintli Müslümanlar görünüş ve davranış olarak inançlarının ışıltısını taşıyorlar. 120 dolar olan ipek bir şalı pazarlıkla 70 dolara satın aldıktan sonra kendileri ile sohbete başladık Kendilerine Hindu ağırlıklı toplumda bir Müslüman olarak yaşamak nasıl dediğimizde zor diye karşılık verdiler. İnsanlar biraz daha bizi kabul ediyor ama hükümetler bize olumsuz bakıyorlar, vergimizi ödüyoruz yine de burada azınlık olarak kabul ediliyoruz demesi beni üzdü. Türkiye hakkında ise fazla bilgileri yok. Türkiye’nin başkanı kim Hüsnü Mübarek sizin başkanınız mı diye sordular. Fas, Irak, Suriye gibi pek çok İslam ülkesine gittiklerini ama Türkiye’ye gelmediklerini söylediler. Bu insanların dedeleri, nineleri bir zamanlar Türkiye işgal altında diyerek ellerinde ne var, ne yoksa bize gönderdiler ama torunları olarak onlar Türkiye hakkında hiçbir şey bilmiyorlar. Bu düşüncelerle dükkandan ayrıldık.

Son gece otelde sabah namazı vakti bir şeyler okunduğunu duydum. İlk önce tam ne olduğunu anlayamamıştım. Ezan olmalı dedim ama değişik bir makam sanki sözlerde farklı. Rehberimiz başka dinlerde herhangi bir okuma olmadığını bunun bir ezan olduğunu söyledi. 

Sabah saatlerinde havaalanına gitmek üzere otelden ayrılıp otobüsümüze bindik.

Yolda giderken Hindistan’dan ayrılmadan önce son gördüklerimi size aktarmak istiyorum.

 

Ülkede en yeni, en temiz olan ise herhalde gözle görülebilir şekilde, özel arabalar. Toplu taşıma aracı olan otobüsler çok eski. Çoğunda klima olmadığı için bu sıcakta pencerelerin alt camlarını çıkarmışlar. Camlarını çıkarılmayan otobüsler de ise koltuk üstlerine pervaneler yerleştirilmiş. Burada dikkatimi çeken diğer bir husus çok sayıda motosikletin olması. Kadınların da rahatlıkla motosiklet kullanabiliyor olmaları.

Evet Madurai ile beraber Güney Hindistan’ da ki gezimiz sona erdi. Bugün tur arkadaşları ile beraber Sri Lanka’ya gitmek üzere Madurai Havaalanı’na geldik.

 

 

 

 

Copyright www.leylakent.com her hakkı saklıdır.
photo
Bize Yazabilirsiniz
* Lütfen boş alan bırakmayın.